Bu ilke, bir şeyi açıklamaya
çalışan iki kuram varsa ve bunlardan biri basit /yalın bir kuram iken,
diğeri gereksiz varsayımlarla dolu ise, basit olanı seçmemizi öğütler.
Bir örnek vereyim. Bir Hint efsanesine göre, dünya bir filin sırtında durmakta, bu fil de bir kaplumbağanın üzerinde bulunmaktadır.
Peki kaplumbağa neyin üzerindedir, kurbağanın mı?
Hintliler dünyanın uzayda nasıl “durduğunu” anlamak istemişler ve böyle naif bir çözüm bulmuşlar.
Başka bir izahat da şöyle olabilirdi: Dünyanın kendisini uzayda tutacak hiçbir şeye ihtiyacı yoktur, ne file ne de kaplumbağalara. İşte bu ikinci açıklama daha basit açıklamadır ve Occam’ın usturası uyarınca bu açıklama seçilmelidir. İlk açıklamadaki gereksiz öğeler – fil ve kaplumbağalar – bu usturayla kesilip atılmalıdır.
Bu kuramı Tanrı döngüsüne uygularsak ne olur?
Bir izahata göre, evrende var olan herşeyin bir nedeni vardır.
Öyleyse evrenin de bir nedeni olmalıdır.
Bu neden, Tanrıdır.
Ancak Tanrı doğmamıştır ve onun bir nedeni yoktur.
Evren için yürüttüğümüz akıl yürütmeyi Tanrı söz konusu olunca keseriz.
Oysa bunu devam ettirirsek, Tanrıyı da yaratan başka birşey olmalıdır.
Gördüğünüz gibi problem karmaşık öğeler içermeye başladı.
Daha basit bir izahata göre evrenin bir nedeni yoktur.
Evren kadar karmaşık bir yapıyı izah etmek için evrenden daha karmaşık bir olguyu ortaya atmak anlamsızdır.
Bizi çözüme değil, daha çok karmaşaya sürükler.
Aynı sonucu ön gören iki rakip teori arasından daha basit olanı seçmek bizi çözüme yaklaştıracaktır.
Örneğin, banyoda yere kapaklandım.
1- Ayağım kaymış olabilir.
2- Yerler ıslaktı ve sulu zeminle üst üste geldiğimde, terliğimle zemin arasında birbirine ters doğrultuda bir kayma sürtünmesi oluştu ve vücudum ataletini yendi falan filan...
Gördüğünüz gibi iki seçenek de doğrudur ama birincisi olaya daha basit bir şekilde yaklaşmıştır ve izah konusunda yeterlidir.
Bir örnek vereyim. Bir Hint efsanesine göre, dünya bir filin sırtında durmakta, bu fil de bir kaplumbağanın üzerinde bulunmaktadır.
Peki kaplumbağa neyin üzerindedir, kurbağanın mı?
Hintliler dünyanın uzayda nasıl “durduğunu” anlamak istemişler ve böyle naif bir çözüm bulmuşlar.
Başka bir izahat da şöyle olabilirdi: Dünyanın kendisini uzayda tutacak hiçbir şeye ihtiyacı yoktur, ne file ne de kaplumbağalara. İşte bu ikinci açıklama daha basit açıklamadır ve Occam’ın usturası uyarınca bu açıklama seçilmelidir. İlk açıklamadaki gereksiz öğeler – fil ve kaplumbağalar – bu usturayla kesilip atılmalıdır.
Bu kuramı Tanrı döngüsüne uygularsak ne olur?
Bir izahata göre, evrende var olan herşeyin bir nedeni vardır.
Öyleyse evrenin de bir nedeni olmalıdır.
Bu neden, Tanrıdır.
Ancak Tanrı doğmamıştır ve onun bir nedeni yoktur.
Evren için yürüttüğümüz akıl yürütmeyi Tanrı söz konusu olunca keseriz.
Oysa bunu devam ettirirsek, Tanrıyı da yaratan başka birşey olmalıdır.
Gördüğünüz gibi problem karmaşık öğeler içermeye başladı.
Daha basit bir izahata göre evrenin bir nedeni yoktur.
Evren kadar karmaşık bir yapıyı izah etmek için evrenden daha karmaşık bir olguyu ortaya atmak anlamsızdır.
Bizi çözüme değil, daha çok karmaşaya sürükler.
Aynı sonucu ön gören iki rakip teori arasından daha basit olanı seçmek bizi çözüme yaklaştıracaktır.
Örneğin, banyoda yere kapaklandım.
1- Ayağım kaymış olabilir.
2- Yerler ıslaktı ve sulu zeminle üst üste geldiğimde, terliğimle zemin arasında birbirine ters doğrultuda bir kayma sürtünmesi oluştu ve vücudum ataletini yendi falan filan...
Gördüğünüz gibi iki seçenek de doğrudur ama birincisi olaya daha basit bir şekilde yaklaşmıştır ve izah konusunda yeterlidir.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder