1 Eylül 2012 Cumartesi


 
 
 Elemanla kavga ettik.
Ben sadece savunma yaptım.
Adam kendini çok iyi geliştirmiş.
Rahatladım.
Ona hiç tatmadığı kazanma duygusunu tattırdım.
Ve arkadaşlarına anlatacak bir kahramanlık hikayesi oldu.
Arkadaşım, eğer yeterince kötü görünürsem,
Dilediğim gibi hareket edebileceğimi söyledi.
Çünkü kimse, yüzümdeki morlukları
Ve patlak dudağımı sormaya,
Bunlar hakkında yorum yapmaya cesaret edemezmiş.
Kendimi gerçekten rahatlamış hissettim.
Bunu haftada bir yapmalıyız.



Milliyetçilik bir çocukluk hastalığıdır. İnsan ırkının kızamığıdır.
Eğer bir adam bir marşa ayak uydurup, emir altında neşe içinde yürüyebiliyorsa, benim gözümde beş para etmez. Kendisine yalnızca bir omurilik yetebilecekken yanlışlıkla kocaman bir beyin sahibi olmuştur. Uygarlığın bu kara lekesi en kısa sürede yok edilmelidir.
Emirle gelen kahramanlıktan, bilinçsiz şiddetten, aptalca yurtseverlikten, tüm bunlardan nasıl da nefret ediyorum.

Ben savaşı öylesine tiksinti verici ve aşağılayıcı buluyorum ki böyle iğrenç bir eyleme katılmaktansa kendimi parçalayıp yok ederim daha iyi...
benim anlayışıma göre, savaşta adam öldürmek cinayetten başka bir şey değildir.

Aynı zamanda hem savaşa hazırlanıp hem de savaşı önleyemezsiniz.
Yalnız bir pasifist değil, militan bir pasifistim. Barış için savaşmaya gönüllüyüm. İnsanların kendileri savaşa gitmeyi reddetmediği sürece hiçbir şey savaşı durduramaz.

Albert Einstein
 ------
"Bir adam bir nehirin öteki tarafında yaşıyor ve onun lideri, benim liderimle kavga etti diye, biz aramızda kavga etmediğimiz halde, kalkıp birbirimizi öldürmeye kalkışmamızdan daha aptalca bir şey olabilir mi?" 
 Blaise Pascal
------

"Milliyetçilik, sizin, sırf orada doğduğunuz için bu ülkenin diğer tüm ülkelerden daha mükemmel olduğunu zannetmenizdir."
George Bernard Shaw

------

"Bir insanın ülkesini sevmesi takdir edilecek bir şey. Ama sevgi neden sınırda bitmek zorunda?" 
Pablo Casals 




Bir pazarlama elemanı, Afrika'da yaptığı araştırma sonrası müdürüne durumu bildiriyor:

- Burada bizim için hiçbir fırsat yok... Çünkü, hiç kimse ayakkabı giymiyor..

Birkaç ay sonra giden, ikinci pazarlama elemanı durumu bildiriyor:

- Afrika’da inanılmaz fırsatlar var... Burada hiç kimsenin ayakkabısı yok.




Şu ana kadar dünyada varolmuş bütün Tanrı'ların ortak özelliği nedir?

''Hepsi boşlukların Tanrı'sıdır.''

İnsanlar kişisel şaşkınlıkları karşısında doğa üstü gücü akıllarına getirirler.
Bu, sorulardan kaçan insanların pratik çaresidir.

Televizyonda kaşık bükme numarası yapan bir hokkabazla karşılarştığında zeki bir insan nasıl tepki verir? Bunun paranormal bir olay olduğu sonucuna atlayanınız varmı aranızda?

İnsanların muammalardan kurtulmak adına mizahtan yoksun Tanrı'lar yaratmasına anlam veremiyorum.

Örneğin, büyük ikramiyeyi kazanmak için bana da dua edebilirsiniz, Tanrıya da...
Sonuçta kazanma olasılığınız değişmeyecektir.
İlk insanlar bunun farkında değildi.

Öyleyse birisi size birşey sorduğu zaman eğer cevabı bilmiyorsanız ''Tanrı bilir.'' diyebilirsiniz.
Bu ''Bilmiyorum.'' demekle aynı anlamdadır.
Topu Tanrı'ya atarsınız.

Nasıl işlediğini kavrayamadığınız birşeyi bulun ve Tanrı'ya gönderin.
Boşlukların Tanrı'sı işte orada.