Temporal lob epilepsisi.
Birçok bilim adamına göre şaman hastalığıdır.
Ben buna peygamber hastalığı diyorum ve bu konuda paylaşacağım deneyimlerim ile bu benzetmenin yakından ilgisi var. Temporal epilepsi nöbetleri esnasında, beynin temporal lob bölgesindeki epileptik aktiviteler görsel ve işitsel halisünasyonlar görmenize sebep olur. Bilincinizi bir süreliğine kaybedersiniz. Dejavu ve jamais vu ilüzyonları gözlemlenebilir. Burnunuza olmayan kokular gelebilir, etrafınızdaki nesnelerin boyutlarını değişmiş şekilde görebilir ve olmayan sesleri işitebilirsiniz. Bu hastalığı bizzat yaşayan birisi olarak, nöbet esnasında deneyimlediğim şeyleri tarif etmenin imkansızlığını çok iyi biliyorum. O kısacık periyotta olup bitenler, sizi özel bir şeyler yaşadığınız düşüncesine iter. Çocukluk dönemlerimden yarım yamalak hatırladığım nöbetler daha korkunç. Kimi zaman bedenimin dışına çıktığımı ve kendime tepeden bakıyormuş gibi hissettiğimi hatırlarım.
Eskiden Orta Asya'da bu hastalığa
yakalanan kimseler muhakkak bir şamanın yanına çırak olarak verilirdi.
Çocuklar, muhtemelen şamanlık eğitimi aldıktan sonra nöbetlerini kontrol
etmeyi öğreniyordu. Şamanların trans halinin zirve noktasında
kendilerinden geçmeleri gerçekten de epilepsi hastalarının nöbetlerine
benzemektedir. Şamanlığın özel bir şey olmadığı, aslında bir hastalık
olduğu bilinmesi gereken bir noktadır.
Peki, konumuzun Hz. Muhammed ile ne ilgisi var?
Geçenlerde yattığım yerden düşünürken,
kendimi Hz. Muhammed'in zamanında buldum. O dönemdeki ortam şartlarını,
olup bitenleri, sosyalliği gözden geçirdim. Birden aklıma Allah'ı ve
Kur'an-ı daha önce hiç bakılmadığı bir şekilde yorumlamak geldi.
Şu yazıyı ve kaynak gösterdiği makaleyi okuyun:
Bir araştırmaya göre, Hz. Muhammed'e vahiy indirilen Hida Dağı'ndaki mağarada
bir grup bilim adamının yaptığı incelemeler sonucunda mağarada epilepsi
hastalarının nöbet geçirmesine neden olan elektriksel bir alan
keşfedilmiş. Test amacıyla buraya bırakılan bir kaç epilepsi hastası
sahiden de nöbet benzeri halusinatif deneyimler yaşamış.
Bence
Hz. Muhammed epilepsi hastası, çok zeki bir filozof. Ateist ve aynı zamanda materyalist.
Çevresine bakıyor ve insanların bir şeylere taptığını görüyor.
Materyalizmi birden söyleyemez, çünkü anlayacak birileri yok etrafta. Bir yol
buluyor; Allah diye isimlendirdiği şey aslında bildiğimiz Dünya. Evet bildiğimiz Gaia. Allah, tanımlanamaz bir varlık. Koydum bu tanımlanamaz varlığı işe yaramadı. Sonra "evren" dedim. Baktım Muhammed o kadar bilgili değil evren konusunda. Bu da olamaz dedim. Şimdi işte Dünya'yı iyi gözlemlediğini farkettim. Yerine koyunca oldu. Allah sözcüğü yerine Dünya sözcüğünü koyup bütün ayetleri baştan sona okuyun. Sonra da düşünün.
Şimdi çoğu müslüman Kur'an'ı okumadan onu kutsal sayıyor. Bu yüzden Kur'an'ı bir mucize saymaları onların subjektif bir görüşüdür. Muhammed ise hayatın kendisini görmüş ve tanımlamıştır. Yani Kur'an, içinde şifreler olan bir kitap değildir, birebir dünyayı anlatmaktadır. Kur'an'daki cennet ve cehennem tasvirlerine bakarsanız hep Dünya'dan örnekler mevcuttur. Dünya dışında bilmediğimiz bir boyuttan hiç örnek yoktur. Çünkü Muhammed iyi bir gözlemci ve bilgeydi.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder