17 Ocak 2013 Perşembe

Kendini Seven Adam





Narcissus, bir gölün kenarında çömelir ve gölün berrak suyundan kendini seyreder. Bir gün o kadar fazla eğilir ki dengesini kaybedip göle düşer.
Düştüğü yerde Narcissus(Nergis) adında bir çiçek doğar.

Ama yazar hikayeyi bu şekilde sonlandırmaz.

Narcissus ölünce Orman Tanrısı birden belirir ve gölün berrak suyunun, tuzlu gözyaşına dönüştüğünü farkeder.
''Neden ağlamaklısın?'' diye sorar.
Göl Tanrıçası cevap verir:
''Narcissus için ağlıyorum.''
''Ahhh...'' der Orman Tanrıçası, ''Narcissus için ağlaman hiç de şaşırtıcı değil. Biz her zaman, onun güzelliğini en iyi yansıtan şeyin sen olduğunu düşünürdük.''
''Fakat, Narcissus güzel miydi ki?'' diye sorar göl Tanrıçası.
''Bunu senden daha iyi kim bilebilir ki?'' der Orman Tanrısı, şaşırmış bir edayla...
''Ne de olsa kendini seyretmek için hergün gelip baktığı, senin kıyın değil miydi?''

Göl Tanrıçası bir süre sessiz kalır. Sonra şöyle der:
''Ben Narcissus için ağlıyorum; fakat onun güzel olduğunu hiç fark etmedim. Ağlıyorum çünkü o, benim kıyımda her eğildiğinde; onun gözlerindeki derinlikte kendi yansıyan güzelliğimi görebiliyordum.''

İnsan, bir başkasının güzelliğinin, kendisini yansıtan bir ayna olduğunu göremez.
Kim ne derse desin, insanın eylemlerinin kaynağı daima kişisel mutluluğudur.
Hiç kimseyi gerçekten sevemezsiniz. Ailenizi, akrabalarınızı, dostlarınızı... Aslında siz, onların zihninizde yarattığı güzel duyguları sever, iyiliklerinizle onları beslersiniz. Az beslerseniz zayıf kalır, yitip giderler; çok beslerseniz size yük olurlar.

Cömertlik ağaçlarından topladıklarınız da bir gün tükenir elbet, işte o zaman bu bencil varlık sevmeyi de unutur.
Oysa içsel bir dürtüyle harekete geçmiş eylemde rekabet ne arar? Neden bir başkasını en fazla seven hep siz olmak istersiniz? Yoksa sevmekte, sizi memnun eden birşeyler mi aramaktasınız?

Hakimiyet İradesi Zevkin Kaynağıdır





Zevk alırken ne arzularız? Çevremizdeki herkesin
yalnızca bizimle ilgilenmesini, yalnızca bizi düşünmesini, yalnızca bize
özen göstermesini. Eğer bize hizmet eden nesneler de zevk alıyorsa, demek ki kesinlikle bizden çok, kendileriyle ilgileniyorlardır ve sonuç olarak bizim hazzımız bozulmuş olur.

Zevk aldığında despot olmayan insan yoktur.
Eğer diğerleri de onun kadar zevk alıyor gözükürse o daha az alır.
O sırada pek doğal olan bir kibirle, hissettiği şeyi anlamaya yatkın
dünyadaki tek kişi olmak ister; kendi gibi bir başkasının da zevk aldığını
görme fikri ona bir tür eşitlik duygusu verir ki bu duygu despotizmin
hissettirdiği tarifsiz güzelliklere zarar verir.

Başkalarına zevk vermek zaten yanlıştır, bu onlara hizmet etmektir, zevk alan bir insan başkalarına hizmet etme arzusundan uzaktır. Tersine, kötülük yaptığında, sinirli bir insanın kendi güçlerini kullanarak tattığı tüm güzellikleri hisseder, o zaman hâkim olur.

Zevk alma edimi bir tutkudur, bu tutkunun tüm diğerlerini kendine tabi
kıldığını kabul ediyorum, ama aynı zamanda tüm tutkuları birleştirir.

Eğer doğanın niyeti insanın bu üstünlüğe sahip olması
değilse, zevk anında ona adadığı varlıkları ondan daha zayıf yaratmazdı.

Marquis De Sade