Yaşanılanlar bambaşka şekillerde vuku bulabilirdi.
Şu anda milyarlarca farklı yerde, milyarlarca farklı şey yapıyor olabilirdiniz.
Satranç, sonsuz olasılıklı bir oyundur, ama bazen yapılabilecek bir tek hamle vardır.
Odanın içerisinde bir köşeye konmuş, içinde Klor gazı bulunan kapağı açık bir tüp düşünün.
Yasalara göre düzensizlik artışı olacak ve Klor gazı odaya yayılacak.
Oysa Klor gazının odaya yayılması sadece bir olasılıktır.
Tüpün içinde kalması olasılığı, odaya yayılma olasılığından daha düşük bir ihtimaldir, ama imkansız değildir.
Püreyle salçayı karıştırırsanız, sonradan onları birbirinden ayıramazsınız.
Duman sigaranızdan çıkar ama asla geri dönmez.
Kırılan bir vazo eski haline dönemez.
Biz de geriye dönemeyiz.
Bu yüzden seçim yapmak önemlidir.
Peki yaptığımız seçimleri doğru kılan nedir?
Hasarlı boyutların bulunduğu bir evrende yaşıyorsak, yanılsama ve gerçeklik arasındaki ayrımı nasıl yapacağız?
Genç adam da bunun farkındaydı, az önce tanıştığı kadının numarasını aldı.
Bir kartvizite kırmızı mürekkepli kalemle yazılmıştı.
Fakat yalnızca on saniye sonra güzel kadını bir daha bulmamak üzere kaybetti.
Çünkü, işsiz bir Brezilyalı iki ay önce yumurta kaynatmıştı.
Hararet odada mikro-iklim yaratmış ve sıcaklığı azıcık değiştirmiş.
Böylece iki ay sonra dünyanın diğer tarafında sağanak yağmur başlamış.
O Brezilyalı işinin başında olacağına yumurta kaynatıyordu.
Yağan yağmurla birlikte mürekkep de akıp gitti.
Genç adam belki de evleneceği kadını kaybetmişti.
Bu Brezilyalı adam da konfeksiyon fabrikasındaki işini kaybetmişti.
Çünkü genç adam 6 ay öncesinde kot pantolonların fiyatlarını karşılaştırıp daha ucuz olanı almıştı.
Şu anda milyarlarca farklı yerde, milyarlarca farklı şey yapıyor olabilirdiniz.
Satranç, sonsuz olasılıklı bir oyundur, ama bazen yapılabilecek bir tek hamle vardır.
Odanın içerisinde bir köşeye konmuş, içinde Klor gazı bulunan kapağı açık bir tüp düşünün.
Yasalara göre düzensizlik artışı olacak ve Klor gazı odaya yayılacak.
Oysa Klor gazının odaya yayılması sadece bir olasılıktır.
Tüpün içinde kalması olasılığı, odaya yayılma olasılığından daha düşük bir ihtimaldir, ama imkansız değildir.
Püreyle salçayı karıştırırsanız, sonradan onları birbirinden ayıramazsınız.
Duman sigaranızdan çıkar ama asla geri dönmez.
Kırılan bir vazo eski haline dönemez.
Biz de geriye dönemeyiz.
Bu yüzden seçim yapmak önemlidir.
Peki yaptığımız seçimleri doğru kılan nedir?
Hasarlı boyutların bulunduğu bir evrende yaşıyorsak, yanılsama ve gerçeklik arasındaki ayrımı nasıl yapacağız?
Genç adam da bunun farkındaydı, az önce tanıştığı kadının numarasını aldı.
Bir kartvizite kırmızı mürekkepli kalemle yazılmıştı.
Fakat yalnızca on saniye sonra güzel kadını bir daha bulmamak üzere kaybetti.
Çünkü, işsiz bir Brezilyalı iki ay önce yumurta kaynatmıştı.
Hararet odada mikro-iklim yaratmış ve sıcaklığı azıcık değiştirmiş.
Böylece iki ay sonra dünyanın diğer tarafında sağanak yağmur başlamış.
O Brezilyalı işinin başında olacağına yumurta kaynatıyordu.
Yağan yağmurla birlikte mürekkep de akıp gitti.
Genç adam belki de evleneceği kadını kaybetmişti.
Bu Brezilyalı adam da konfeksiyon fabrikasındaki işini kaybetmişti.
Çünkü genç adam 6 ay öncesinde kot pantolonların fiyatlarını karşılaştırıp daha ucuz olanı almıştı.
Çin atasözünde dendiği gibi; ''Tek bir kar tanesi, bambunun yaprağını bükebilir.''
Bir milyon demir parayı aynı anda havaya attığınızı düşünün.
Hepsinin yazı gelme olasılığı vardır.
Ancak eşit bir dağılım gelme yüzdesi daha fazladır.
Fakat sonuçta elde edilecek dağılım ne olursa olsun, hepsinin tura gelmesi olasılığıyla aynı bir dağılım olacaktır.
Her olay, milyarlarca olasılıktan sadece biridir.
Sigara dumanı neden sigaraya geri dönmez hiç?
Neden moleküller birbirinden uzaklaşır?
Neden dökülen bir mürekkep damlası yeniden biçimlenemez?
Çünkü evren, dağılım gösterme eğiliminde yol alır.
Bu bir Entropi ilkesidir.
Evrenin artan bir düzensizlik konumuna geçme eğilimi.
Entropinin ilkesi, evrenin genişlemesinin bir sonucu olan zamanın tek yöne doğru akmasıyla ilişkilidir.
Dünyanın öbür ucundaki bir adamdan ne kadar uzak olduğunuzu zannediyorsunuz?
Ona dokunamıyor olmanız, onu tanımıyor olmanız, hatta öyle birinin var olduğundan dahi haberdar olmamanız, işlerinize burnunu sokmasına engel midir?
Her an seçim yaparız.
Yürümeyi seçersiniz, su içmeyi seçersiniz, kavga etmeyi seçersiniz, ölmeyi seçersiniz.
Hiçbir seçim yapmadığınız sürece herşeyi mümkün kılarsınız.
Bu duruma satrançta Zugzwang denir.
Yapılacak en iyi hamlenin, hamle yapmamak olduğu an.
Hamle sırasının sizde olması oyunu kaybettirir.
O tahtanın başında sonsuza kadar beklemeyi de seçebilirsiniz tabi.
Sonsuz olasılıklı satrançta bile seçimlerin bitmesi demektir Zugzwang.
Bazen hayatta da mevcut durumu korumak adına hamle yapmamayı tercih edebilirsiniz.
Ama seçim yapmamak da bir seçimdir.
Çünkü Mars'ın bundan iki yüz yıl sonra nerede bulunacağını tahmin edebilirsiniz, ama 2 dakika sonra başınıza neler geleceğini kestiremezsiniz.

güzel bir blogun var
YanıtlaSil