Bir düşünce deneyi için yıldızlardan ve bütün büyük kütleli cisimlerden uzakta, geniş bir boşluk düşünelim.
Evrenin bu parçasında kendisine göre hareketsiz olan herşey daima hareketsiz kalacak ve düzgün hareket eden şeyler de sonsuza dek düzgün doğrusal hareketlerini sürdürecekler.
Bu seçtiğimiz referans sisteminde kocaman bir asansör olduğunu düşünün.
Asansör bir halata bağlı ve yukarıya doğru Tanrı tarafından, seçtiğimiz referans sistemine bağlı olarak sabit ve sonsuza değin süren bir kuvvet ile çekiliyor.
Yani asansör ve içerisindeki herşey, düzgün değişen bir hızla yukarıya doğru hareket ediyor.
Asansörün içerisinde çok zeki bir adam var.
Adama göre etraftaki herşey hareketsizdir.
Asansörün ivmesi sabit olduğundan, adam asansörün yukarı doğru hareket ettiğinin farkında değildir.
Ona göre içinde bulunduğu bu kapalı ortam durağandır.
Düzgün hızlanan bir aracın içerisindeyken, eğer üzerinde gittiğiniz yol mükemmel pürüssüzlükteyse hareket ettiğinizin farkında olmazsınız, tıpkı bunun gibi.
Bu adam asansörün bir halata bağlı olduğunu ve dışarıda bir varlık tarafından yukarıya doğru çekildiğini farkedemez.
Dışarının nasıl bir yer olduğunu tahayyül etmesi mümkün değil.
Çünkü asansörün dışını göremez.
Tıpkı bizim dünyanın hareketlerini hissedemiyor oluşumuz gibi.
Asansörün içerisindeki adam da asansörle aynı hızda yukarı çıkmaktadır.
Yani asansöre göre hızı ''sıfır''dır.
Bir süre sonra adam, asansörün içerisinde serbest bıraktığı herşeyin zemine düştüğünü farkeder.
Elindeki beyzbol topunu defalarca serbest bırakır ve her seferinde beyzbol topu zemine düşer.
Peki asansörün içinde gerçekte ne olur?
Nesnelerin zemine düşmesinin sebebi nedir?
Adam olan biteni açıklamaya çalışır.
Hemen kafasında denklem dizileri belirmeye başlar.
Kafasına elma düşmeye kalmadan, zeminde birşeylerin nesneleri kendine doğru çektiğini keşfeder.
Ama sonra aklına şu soru gelir, nesneler etki ile hareket eder, tepki ile değil.
O halde düşen bir beyzbol topunu iten şey nedir?
Adam buna anlam veremez.
O halde ''Yer çekimsel çekim kuvveti'' diye birşey olmalıdır der.
Ona göre bu olay evrenin(Asansör) mükemmel dizaynının bir parçasıdır, bir çeşit sihirdir.
Yer çekimi denen hayali bir kuvvetin, nesneleri asansörün zeminine doğru çektiğini kabul eder.
Asansörün ivmesi, ona zeminin uyguladığı bir çekim kuvveti gibi gelecektir.
Adam zeminde bir çeşit büyü olduğunu ve burada kavrayabileceğinin çok ötesinde birşeylerin var olduğunu sezer.
Bir ara, içinde bulunduğu bu ortamın neden düşmediğine şaşırsa da, gayet mantıklı olarak bu kapalı ortamın bir yere asıldığı için hareketsiz kaldığı sonucuna varacaktır.
Ama aslında bunun, zemindeki mistik çekim gücüyle felan alakası yoktur.
Yani yer çekimsel çekim kuvveti diye birşey yoktur.
Asansör hızla yukarıya doğru hareket ettiğinden, asansörün içindeki herşey zemine doğru itilmiş gibi olur.
Beyzbol topu düşer, çünkü boşluktayken asansörün ivmesinden kurtulur.
Ama adam ayaklarının üzerinde durmaya devam eder, çünkü asansörle aynı ivmeye sahiptir.
Asansör aynı ivmeyle yukarıya çıkmaya devam eder, ancak beyzbol topu aynı yönde bir ivmeye sahip değildir artık.
Adamın bulduğu denklemler kusursuz şekilde birbiriyle uyuşmaktadır.
Ancak yanıldığının farkında değildir.
Problemi bir adım öteye taşıyalım.
Adam, hayali bir koordinat sisteminin x ekseni üzerinde -x yönünde atılan bir merminin yere doğru yaklaşan hareketini gözlemledikten sonra teorisinden artık şüphe etmeyecektir.
Buna da serbest düşme adını verecek ve bir dizi formülle doğruluğunu kanıtlayacaktır.
''Bir h yüksekliğinden düşey yönde serbest bırakılan beyzbol topu ile aynı h yüksekliğinden ileriye doğru fırlatılan beyzbol topu, aynı t sürede aynı h' yüksekliğinde olacaktır.Bu, başta adamın ön sezilerine aykırı gelse de, sonraları bunun da nedenininin yerçekimi denen gizemli kuvvet olduğuna kanaat getirecektir.''
Atılan top, işeyen bir adamın idrarı gibi bir rota izleyecektir.
Adama göre bu da yerçekimi etkisiyle meydana gelmektedir.
Ancak adam burada da yanılmaktadır.
Çünkü o top asansörün dışından atılmış gibi olacaktır.
Ve asansör yukarıya doğru sabit hızla hareketini sürdürdüğünden beyzbol topu, asansör içerisinde çekim etkisiyle aşağıya doğru gidiyormuş gibi görünür.
Oysa top düz gidiyordur.
Topun asansöre girdiği nokta ile çıktığı nokta arasında bir zaman dilimi geçmiştir.
Bu zaman diliminde asansör de yukarıya doğru hareketini devam ettirmiştir.
Top havada ilerlerken, asansör de yükselmeye devam ediyor.
Topun hareketinin başladığı noktanın yüksekliği ile bittiği noktanın yüksekliği asansör için aynı değildir.
Dolayısıyla asansörün yukarıya doğru hareketi adamı yanıltmıştır.
Bunu şöyle izah edebiliriz.
Bir inşaat alanındasınız ve elinizde fırlatıldığında en azından ilk 3 metreyi dümdüz giden bir mermi olsun.Ama bu mermi, bildiğimiz mermilerden farklı olarak biraz daha yavaş ve etkisiz.
İnşaat alanında yukarıya doğru sabit bir hızla yükselen ön tarafı açık bir asansör olsun.
Siz asansörün tam karşısında durup silahı ateşlediğiniz anda asansör de yukarıya doğru hareket etmeye başlasın.
Mermi, bildiğiniz gibi ilk 3 metreyi kusursuz bir şekilde dümdüz gitmelidir.
Ama asansörün içindekiler merminin hareketini aşağıdaki gibi görecekler.

Aslında mermi dümdüz gitmektedir.
Merminin asansöre giriş noktasının, çıkmaya çalıştığı noktadan yüskekte olması; başka bir deyişle merminin eğimli hareket ediyor olması tamamen göreceli bir durumdur.
Dışarıdaki gözlemciye göre mermi dümdüz hareket etmekte olacaktır.
İçerideki gözlemcilere göre eğimli görünüyor olması, mermi ateşlenirken, asansörün de yükseliyor olmasındandır.
Düşünce deneyimize geri dönelim ve şu soruyu soralım:
Dışarıdan birileri gelip O'na aslında bir asansörün içerisinde olduğunu ve sandığı gibi bir yerçekimsel çekim kuvveti olmadığını, aslında dışarıda Tanrı'nın asansörü yukarıya doğru çektiğini ve tüm bu hissettiklerinin asansörün ivmesine bağlı olduğunu söylemeden, adamın bunu anlayabilmesinin bir yolu var mıdır?
Yoksa hayatının sonuna dek, zeminin mükemmel bir düzenin nadide parçalarından biri olduğunu düşünerek mi yaşayacaktır?
Bir sihir, bir hile...
Buradaki paradoks, adamın olan biteni asla göremeyecek olmasıdır.
Yani asansörün dışında bir varlık var ve bir halat ile asansörü yukarı çekiyor.
İçerideki adam bu çekişin meydana getirdiği etkileri kendi yöntemleriyle tanımlamaya çalışıyor.
Başarılı da oluyor, bulduğu kanunlar tıkır tıkır işliyor.
Asansör zemininin gizemli bir şekilde nesneleri kendine doğru çektiğini düşünüyor.
Ama bundan daha fazlasını bilemez.
Bu onun bilgisinin sınırıdır.
Bir gün, bizim bakış açımızla düşünecek dahi olsa, bu bir varsayımdan öteye gidemez.
Çünkü asansörün sabit ivmesi, sanki asansör duruyormuş gibi algılamasına neden olacaktır.
Sabit bir hızla, belli bir yönde hareket eden bir arabanın içerisinde olduğunuzu hayal edin.
Yol oldukça düz ve sarsıntısız bir yolculuk geçiriyorsunuz.
Pencereden dışarı bakmadan, hareket ettiğinizin farkında olabilir misiniz?
Dışarıdaki manzaranın gözünüzün önünden akıp geçtiğini görmeden bunu anlamanız mümkün müdür?
O halde asansörün içindeki adamın bilebilecekleri asansör kadardır.
O adam siz olun, asansör de evrenimiz olsun.
Tanıdık geliyor mu?
Evrenin bu parçasında kendisine göre hareketsiz olan herşey daima hareketsiz kalacak ve düzgün hareket eden şeyler de sonsuza dek düzgün doğrusal hareketlerini sürdürecekler.
Bu seçtiğimiz referans sisteminde kocaman bir asansör olduğunu düşünün.
Asansör bir halata bağlı ve yukarıya doğru Tanrı tarafından, seçtiğimiz referans sistemine bağlı olarak sabit ve sonsuza değin süren bir kuvvet ile çekiliyor.
Yani asansör ve içerisindeki herşey, düzgün değişen bir hızla yukarıya doğru hareket ediyor.
Asansörün içerisinde çok zeki bir adam var.
Adama göre etraftaki herşey hareketsizdir.
Asansörün ivmesi sabit olduğundan, adam asansörün yukarı doğru hareket ettiğinin farkında değildir.
Ona göre içinde bulunduğu bu kapalı ortam durağandır.
Düzgün hızlanan bir aracın içerisindeyken, eğer üzerinde gittiğiniz yol mükemmel pürüssüzlükteyse hareket ettiğinizin farkında olmazsınız, tıpkı bunun gibi.
Bu adam asansörün bir halata bağlı olduğunu ve dışarıda bir varlık tarafından yukarıya doğru çekildiğini farkedemez.
Dışarının nasıl bir yer olduğunu tahayyül etmesi mümkün değil.
Çünkü asansörün dışını göremez.
Tıpkı bizim dünyanın hareketlerini hissedemiyor oluşumuz gibi.
Asansörün içerisindeki adam da asansörle aynı hızda yukarı çıkmaktadır.
Yani asansöre göre hızı ''sıfır''dır.
Bir süre sonra adam, asansörün içerisinde serbest bıraktığı herşeyin zemine düştüğünü farkeder.
Elindeki beyzbol topunu defalarca serbest bırakır ve her seferinde beyzbol topu zemine düşer.
Peki asansörün içinde gerçekte ne olur?
Nesnelerin zemine düşmesinin sebebi nedir?
Adam olan biteni açıklamaya çalışır.
Hemen kafasında denklem dizileri belirmeye başlar.
Kafasına elma düşmeye kalmadan, zeminde birşeylerin nesneleri kendine doğru çektiğini keşfeder.
Ama sonra aklına şu soru gelir, nesneler etki ile hareket eder, tepki ile değil.
O halde düşen bir beyzbol topunu iten şey nedir?
Adam buna anlam veremez.
O halde ''Yer çekimsel çekim kuvveti'' diye birşey olmalıdır der.
Ona göre bu olay evrenin(Asansör) mükemmel dizaynının bir parçasıdır, bir çeşit sihirdir.
Yer çekimi denen hayali bir kuvvetin, nesneleri asansörün zeminine doğru çektiğini kabul eder.
Asansörün ivmesi, ona zeminin uyguladığı bir çekim kuvveti gibi gelecektir.
Adam zeminde bir çeşit büyü olduğunu ve burada kavrayabileceğinin çok ötesinde birşeylerin var olduğunu sezer.
Bir ara, içinde bulunduğu bu ortamın neden düşmediğine şaşırsa da, gayet mantıklı olarak bu kapalı ortamın bir yere asıldığı için hareketsiz kaldığı sonucuna varacaktır.
Ama aslında bunun, zemindeki mistik çekim gücüyle felan alakası yoktur.
Yani yer çekimsel çekim kuvveti diye birşey yoktur.
Asansör hızla yukarıya doğru hareket ettiğinden, asansörün içindeki herşey zemine doğru itilmiş gibi olur.
Beyzbol topu düşer, çünkü boşluktayken asansörün ivmesinden kurtulur.
Ama adam ayaklarının üzerinde durmaya devam eder, çünkü asansörle aynı ivmeye sahiptir.
Asansör aynı ivmeyle yukarıya çıkmaya devam eder, ancak beyzbol topu aynı yönde bir ivmeye sahip değildir artık.
Adamın bulduğu denklemler kusursuz şekilde birbiriyle uyuşmaktadır.
Ancak yanıldığının farkında değildir.
Problemi bir adım öteye taşıyalım.
Adam, hayali bir koordinat sisteminin x ekseni üzerinde -x yönünde atılan bir merminin yere doğru yaklaşan hareketini gözlemledikten sonra teorisinden artık şüphe etmeyecektir.
Buna da serbest düşme adını verecek ve bir dizi formülle doğruluğunu kanıtlayacaktır.
''Bir h yüksekliğinden düşey yönde serbest bırakılan beyzbol topu ile aynı h yüksekliğinden ileriye doğru fırlatılan beyzbol topu, aynı t sürede aynı h' yüksekliğinde olacaktır.Bu, başta adamın ön sezilerine aykırı gelse de, sonraları bunun da nedenininin yerçekimi denen gizemli kuvvet olduğuna kanaat getirecektir.''
Atılan top, işeyen bir adamın idrarı gibi bir rota izleyecektir.
Adama göre bu da yerçekimi etkisiyle meydana gelmektedir.
Ancak adam burada da yanılmaktadır.
Çünkü o top asansörün dışından atılmış gibi olacaktır.
Ve asansör yukarıya doğru sabit hızla hareketini sürdürdüğünden beyzbol topu, asansör içerisinde çekim etkisiyle aşağıya doğru gidiyormuş gibi görünür.
Oysa top düz gidiyordur.
Topun asansöre girdiği nokta ile çıktığı nokta arasında bir zaman dilimi geçmiştir.
Bu zaman diliminde asansör de yukarıya doğru hareketini devam ettirmiştir.
Top havada ilerlerken, asansör de yükselmeye devam ediyor.
Topun hareketinin başladığı noktanın yüksekliği ile bittiği noktanın yüksekliği asansör için aynı değildir.
Dolayısıyla asansörün yukarıya doğru hareketi adamı yanıltmıştır.
Bunu şöyle izah edebiliriz.
Bir inşaat alanındasınız ve elinizde fırlatıldığında en azından ilk 3 metreyi dümdüz giden bir mermi olsun.Ama bu mermi, bildiğimiz mermilerden farklı olarak biraz daha yavaş ve etkisiz.
İnşaat alanında yukarıya doğru sabit bir hızla yükselen ön tarafı açık bir asansör olsun.
Siz asansörün tam karşısında durup silahı ateşlediğiniz anda asansör de yukarıya doğru hareket etmeye başlasın.
Mermi, bildiğiniz gibi ilk 3 metreyi kusursuz bir şekilde dümdüz gitmelidir.
Ama asansörün içindekiler merminin hareketini aşağıdaki gibi görecekler.

Aslında mermi dümdüz gitmektedir.
Merminin asansöre giriş noktasının, çıkmaya çalıştığı noktadan yüskekte olması; başka bir deyişle merminin eğimli hareket ediyor olması tamamen göreceli bir durumdur.
Dışarıdaki gözlemciye göre mermi dümdüz hareket etmekte olacaktır.
İçerideki gözlemcilere göre eğimli görünüyor olması, mermi ateşlenirken, asansörün de yükseliyor olmasındandır.
Düşünce deneyimize geri dönelim ve şu soruyu soralım:
Dışarıdan birileri gelip O'na aslında bir asansörün içerisinde olduğunu ve sandığı gibi bir yerçekimsel çekim kuvveti olmadığını, aslında dışarıda Tanrı'nın asansörü yukarıya doğru çektiğini ve tüm bu hissettiklerinin asansörün ivmesine bağlı olduğunu söylemeden, adamın bunu anlayabilmesinin bir yolu var mıdır?
Yoksa hayatının sonuna dek, zeminin mükemmel bir düzenin nadide parçalarından biri olduğunu düşünerek mi yaşayacaktır?
Bir sihir, bir hile...
Buradaki paradoks, adamın olan biteni asla göremeyecek olmasıdır.
Yani asansörün dışında bir varlık var ve bir halat ile asansörü yukarı çekiyor.
İçerideki adam bu çekişin meydana getirdiği etkileri kendi yöntemleriyle tanımlamaya çalışıyor.
Başarılı da oluyor, bulduğu kanunlar tıkır tıkır işliyor.
Asansör zemininin gizemli bir şekilde nesneleri kendine doğru çektiğini düşünüyor.
Ama bundan daha fazlasını bilemez.
Bu onun bilgisinin sınırıdır.
Bir gün, bizim bakış açımızla düşünecek dahi olsa, bu bir varsayımdan öteye gidemez.
Çünkü asansörün sabit ivmesi, sanki asansör duruyormuş gibi algılamasına neden olacaktır.
Sabit bir hızla, belli bir yönde hareket eden bir arabanın içerisinde olduğunuzu hayal edin.
Yol oldukça düz ve sarsıntısız bir yolculuk geçiriyorsunuz.
Pencereden dışarı bakmadan, hareket ettiğinizin farkında olabilir misiniz?
Dışarıdaki manzaranın gözünüzün önünden akıp geçtiğini görmeden bunu anlamanız mümkün müdür?
O halde asansörün içindeki adamın bilebilecekleri asansör kadardır.
O adam siz olun, asansör de evrenimiz olsun.
Tanıdık geliyor mu?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder