20 Nisan 2017 Perşembe

Fikirlerimin Son Demdeki Hali ve İnsan Arayışım



Birilerini arıyorum. Dediklerimi anlayabilecek birilerini arıyorum. Tam anlamıyla anlamasa bile merak duyacak birilerini arıyorum. Merak etmese bile karşı çıkışlar yapabilecek cesarette birilerini arıyorum.

Tanrı, net olarak yoktur. İnsanın kendisi aslında Tanrıydı, fakat açığa çıkartmayı baraşamadığı benliği derinlerde kaldı, içindeki gücü başka bir figüre yükledi. Tanrıyken bir başkasını da Tanrı gibi görmek durumundaydık. Birer Tanrı olarak gördüğümüz anne ve ardından baba gücü elinde bulundurarak, bunu ufak ufak kırılmalarla bizden aldı. En son noktada bu güç kişilerle bağlantısız bir hale geldi ve toplumun içinde kafamızdaki Tanrıyla başbaşa kaldık. Artık kimsenin inancını sorgulamıyoruz, kendimizinkini de sorgulattırmıyoruz. Süreç bitmiştir, artık ölüyüz.
 
Aşk, iki insanın yakınlaşması, hakkını vererek yaşaması bu dünyadaki en zor iştir. Çünkü benlik kayıptır. Benlik kaybolduğu için benliğin çok önemli bir temsilcisi olan bedenimize uzağız. Uzak olduğun bir bedenden zevk alamazsın. Alıyormuş gibi yaparsın. İşin içine sadistik öğeleri sokarsın. İşin içine "güç" karıştırmak zorunda kalırsın. Kafan rahat değildir, iç sesler, iç sorular, iç çaresizlikler bir türlü susmaz. Susması için söylediklerimi yapmak durumunda kalırsın. Sorunlu olduğun için, seçtiğin partner de sorunludur.

İnsan, hayat karşısında deliremediği için, yapa yalnız kalamadığı için, içindeki yoğun duygularla başa çıkamadığı için, cennetini kaybettiği için, dışarıdan sunulan hayatı yaşar. Kendi çocukluğunu yeniden var edebilmek için çocuk yapar. Sonra ilk paragrafta anlattığım sistem üzerinden çocuğunun Tanrısı olur ve bu güçle yine onu yabancılaştırır. Sonra o çocuk da aynı yoldan geçer. Bunlar hiç bitmez.
Bebekler ve çocuklar, özünde herşeye sahiptir. Bilmedikleri hiç bir şey yoktur. Hayata atılmaları için hiç bir sebep yoktur. Yaşamın anlamına hepimizden daha yakındırlar. Ama bizler onları tam aksi şekilde zannettiğimiz için, hayatı anlatırız. Tek yapılması gereken hayata dair bildiğimiz herşeyi unutup çocuğun karşısına geçmektir. Ona sorular sormaktır. İşinizi okulunuzu arkadaşlarınızı neyiniz varsa her şeyi bırakın ve çocuklara kulak verin.

Son olarak kadınlar üzerine bir kaç şey söyleyeyim. Nasıl Tanrı üzerinden dönen büyük bir yalan varsa, kadın üzerinden de dönen büyük bir yalan vardır. Kadın Tanrılaştırılmıştır. Kadının yarattığı etki, aşırı görkemli bir seviyeye çıkmıştır. Görüntünün yarattığı etki, benliğin gerçek seslerini katletmiştir. Kadın bu yüzden sadece görüntüsüne önem vermiştir. Bu yüzden görüntülere dayalı bir hayat yaşamaktayız. İstisna kadınlar her zaman olacaktır, ben genel "kadınlık" üzerine konuşuyorum.
Kadınların özünde "çocuk yapmak" ya da "çocuk bakmak" ya da "duygusal olmak", "duygusal hareket etmek" gibi bir dürtü falan yok. Hatta çoğu kadın aşırı derecede duygusuzdur. Bu duygusuz kadın öyle güzel maskelenmiştir ki, hayatımızı katleden şeyin annemiz olduğunu bilmeyiz. Çünkü bir annelik sorgulanmaz, çünkü annenin duygusallığı sorgulanmaz, onun haricinde herşey sorgulanır. Hayatınızı anneniz katletti, her kadının otomatik olarak ince, duygusal varlıklar olduğunu düşündünüz ama yine gidip duygusuz bir kadına kapılacaksınız. Çünkü bu yanlışı içselleştirdiniz, onun katliamını artık seksilik olarak algılıyorsunuz. Kadınlar konusunda çok daha acı ve hayati şeyler var ancak şimdilik bu kadarı yeterli.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder