5 Ağustos 2012 Pazar

Altını Çizdiklerim





Şunu unutmayın ki, harikulade bir Vogue dergisinde olduğu gibi, atlanılan sayfaları ne kadar yakından takip ederseniz edin; devamı bilmem kaçıncı sayfadadır.

Ne kadar dikkatli olursanız olun, hep bir şeyleri kaçırmış gibi hissedeceksiniz; sizi derinden etkileyen, tamamını tecrübe edemediğinizi söyleyen o berbat his, dikkat kesilmeniz gereken dakikaları hızla geçmenizin yarattığı o zavallı duygu hep kalbinizde olacak.

Yani o hisse alışsanız iyi olur. Günün birinde tüm yaşamınız bu histen ibaret olacak çünkü.

Görünmez Canavarlar - Chuck Palahniuk

-----

Kadının biri benim için dua zinciri başlattığını yazmış.Ruhani bir piramit biçimi.
Sanki Tanrı'ya karşı gelebileceklermiş gibi.
Sanki Ona zorbalık edebileceklermiş gibi.
Sanki bu birşeyleri değiştirebilecekmiş gibi.

Dua etmekle dırdır etmek arasındaki ince çizgi.

Tıkanma - Chuck Palahniuk

-----

Televizyondaki şu talk showlarda olduğu gibi, yeterince izleyici bulunca dürüst olmak çok kolaydır.

Eğer yeteri kadar insan dinliyorsa, her şeyi söyleyebilirsiniz. Kalabalık bir izleyici karşısında insanın tüm duyguları zirveye vurur.

Ya gülme krizine tutulursunuz ya da ağlama krizine, arası yoktur...

İzleyici olmadan histeri krizi geçirmek imkansızdır. İnsanın kendi başına paniğe kapılması, boş bir odada kendi kendine gülme krizine tutulmasıyla aynıdır.

İnsan kendini gerçekten aptal hisseder.

Görünmez Canavarlar - Chuck Palahniuk

-----

İntihara meyilliydim. Zaman zaman ağır bunalımlara giriyordum, kalabalığa özellikle de sıraya girip beklemeye tahammülüm yoktu. Ve hayatlarını sıraya girip bekleyerek geçiren bir toplum olmaya doğru gidiyorduk.

Havagazı ile intihar etmeyi denemiş, başarısız olmuştum. Ama başka bir sorunum da vardı. Sabahları yataktan çıkamıyordum. Nefret ediyordum yataktan çıkmaktan. Herkese "insanlığın en büyük iki icadı yatak ve atom bombasıdır." Diyordum.

Deli olduğumu düşünüyorlardı. Çocuk oyunları, ömürlerini çocuk oyunları oynayarak geçiriyordu insanlar.

Hayatın dehşetinden etkilenmeden rahimden mezara gidiyorlardı.

Sıradan Delilik Öyküleri - Charles Bukowski

-----

Dünyadan kaçamazsın ve nasıl göründüğünden de sorumlu değilsin; ister çok güzel görün ister bok gibi. Hislerinden, sözlerinden, davranışlarından veya yaptığın herhangi bir şeyden sorumlu değilsin.

Bunların hiçbiri senin elinde değil. Nasıl bir CD üzerine kaydedilmiş olandan sorumlu değilse, biz de değiliz. Programlı bir bilgisayar kadar özgür davranabilirsin.

Bir dolar banknotu kadar biriciksin. Her ne düşünüyorsan, onları milyonlarca başka insan da düşünüyor. Her ne yapıyorsan, onlar da yapıyor ve hiçbiriniz sorumlu değilsiniz.

Çünkü hepiniz ortaklaşa bir çabadan ibaretsiniz.

Görünmez Canavarlar - Chuck Palahniuk

-----

Herkes, çocukken de yüzümde kötülük işaretleri buluyordu,bunlar yoktu aslında ama seziliyorlardı, onlar da oluştular.

Ben alçak gönüllüydüm, beni oyunbazlıkla suçluyorlardı; suskun biri oldum. İyilik ve kötülüğü derinden algılayabiliyordum; kinci oldum.

Sevinçsizdim.
Diğer çocuklar neşeli, konuşkandılar; kendimi onlardan üstün görüyordum.
Beni onlardan aşağı görüyorlardı; kıskanç oldum.

Bütün dünyayı sevmeye hazırdım, beni kimse anlamadı; ben de nefreti öğrendim.

Çağımızın Bir Kahramanı - Lermontov

-----

Sorun seçimlerini hep iki kötü arasında yapmak zorunda kalmandaydı ve seçimin ne olursa olsun bir parçanı daha kesiyorlardı. Kesecek bir şey kalmayana dek.

İnsanların çoğu yirmi beş yaşında mahvolmuştur. Araba süren, yemek yiyen, çocuk sahibi olan, kendilerine en çok benzeyen başkan adayına oy vermek gibi her şeyi yapılabilecek en kötü şekilde yapan denyolardan oluşmuş bir toplum. İlgi duymuyordum. Hiçbir şeye ilgi duymuyordum.

Nasıl kaçabileceğime dair hiçbir fikrim yoktu. Diğerleri yaşamdan tat alıyorlardı hiç olmazsa. Benim anlamadığım bir şeyi anlamışlardı sanki. Bende bir eksiklik vardı belki de. Mümkündü.

Sık sık aşağılık duygusuna kapılırdım. Onlardan uzak olmak istiyordum. Gidecek yerim yoktu ama, intihar? Tanrım, çaba gerektiriyordu. Beş yıl uyumak istiyordum ama izin vermezlerdi…

Ekmek Arası - Charles Bukowski

-----

Bu karton dünyada sahte bir görkem, ucuzuna gidilmiş bir gösteriş merakı egemen. Yaşamın büyük olanaklarına sahip olduklarını düşünürken, yaşamın en büyük olanaklarını nasıl solladıklarının ayırdında bile değiller. Beyinlerinin, yüreklerinin, hayatlarının, ne kadarını kullandıklarını da bilmiyorlar. Gerçekte birbirini sevmeyen, ama birbirleri olmadan da yaşayamayan ''bir aradalıkları'' zorunluluklara dayalı sentetik bir topluluk bu.

Dağınık Hayat - Murathan Mungan

-----

Toplum, bence kötü kurulmuş da düzeltilmeye elverişli bir şey değil, düpedüz saçma, anlamsız.

Saçma diyorsam, akla uymuyor demek istemiyorum. İsterlerse değiştirsinler bu düzeni, umrumda değil. Beni yıkan onun adaletsizliği değil zaten, daha da derin bir şey, ne kadar bağlanmak istersem isteyeyim, bu bağımlılığa toplumsal bir biçim veremiyorum.

Nasıl dinsizsem, öyle toplum dışıyım ben...

Kanton'da İsyan - Andre Malraux

-----

Kendime sayısız ilah uydurdum, her tarafta bir sürü sunak diktim ve bir Tanrı kalabalığı önünde diz çöktüm…

Şimdi tapmaktan bezdim, payıma düşen sayıklama dozunu har vurup, harman savurdum. Nereden geldiğimi artık söyleyemem…

Tapınaklarda inançsızım, mahallerde coşkusuzum, hem cinslerimin yanında meraksızım, yeryüzünde kesinliğim yok…

Bana belirgin bir arzu verin ve dünyayı alt üst edeyim…

Her sabah bana bir diriliş komedisini ve her akşam mezara giriş komedisini oynatan, ikisi arasında da can sıkıntısı kefeninin azabından başka hiçbir şey yaratmayan o fiiliyat utancından kurtarın beni…

İstemeyi düşlüyorum ve her istediğim bana paha biçilmez geliyor… Melankoli tarafından kemirilen bir Vandal gibi, bensiz ben, hedefsiz yol alıyorum bilmem hangi köşeye doğru…

Terk edilmiş bir Tanrı, kendisi de tanrıtanımaz olan bir Tanrı keşfetmek ve onun son şüphelerinin ve son mucizelerinin gölgesinde uykuya dalmak için…

Emil Michel Cioran

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder