3 Ağustos 2012 Cuma










 


Tyler’ın soracak kadar
güven duyduğu ilk kişi bendim, ikimizde sarhoştuk ve kimsenin umrunda olmayacak bir bardaydık, Tyler “Bana bir iyilik yapmanı istiyorum. Bana olanca
gücünle vurmanı istiyorum.” dedi.
Ben böyle bir şey yapmak istemiyordum ama Tyler tek bir yara bile almadan ölmek istemediğini, sadece profesyonellerin dövüşünü izlemekten sıkıldığını ve
kendi hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak istediğini söyledi.
Kendi kendine zarar vermekten bahsetti.
O zamanlar hayatım tastamam görünüyordu ve belki de içimizden daha
iyisini çıkarabilmek için her şeyi kırmak gerekiyordu.
Etrafıma baktım ve tamam dedim. Tamam ama dışarıdaki parkta yapacağız.
Dışarı çıktık ve Tyler’a yumruğu suratına mı yoksa midesine mi istediğini
sordum.
Tyler “Şaşırt beni” dedi.
Daha önce hayatımda hiç kimseye vurmadığımı söyledim.
Tyler “O zaman çıldır, be adam” dedi.
Gözlerini kapamasını söyledim.
Tyler “Hayır” dedi.
Her erkeğin dövüş kulübündeki ilk gecesinde olduğu gibi nefesimi tuttum ve
bütün kovboy filmlerinde görmeye alışık olduğumuz şekilde yumruğumu Tyler’ın
çenesine salladım ve yumruğum Tyler’ın boynunun kenarına girdi.
Kahretsin dedim, bu sayılmaz. Bir daha denemek istiyorum.
Tyler “Kesinlikle sayıldı.” dedi ve Cumartesi sabahları yayınlanan çizgi
filmlerdeki karton boks eldiveni gibi göğsümün ortasına bam diye geçirdi ve ben bir arabanın üstüne uçtum. Orada öylece durduk, Tyler boğazının kenarını
ovuştururken, ben de göğsümü tutuyordum ve daha önce hiç gitmediğimiz bir yere gittiğimizi biliyorduk, dahası çizgi filmlerdeki kedi ve fare gibi hala hayattaydık, ve bunu nereye kadar ilerletip, hala hayatta kalabileceğimizi merak ediyorduk.
“Çok iyi” dedi Tyler.
Tekrar vur bana dedim.
Tyler “Hayır, sen bana vur” dedi.
Ben de vurdum, bir kız gibi yumruğumu sallayıp, tam kulağının altına
indirdim ve Tyler karşılık verdi, pabucunun topuğunu mideme geçirdi. Ondan sonra ve daha sonra olanlar kelimelerle tarif edilemez ama bar kapandı, insanlar dışarı çıktı ve etrafımıza toplanıp, bağırmaya başladılar.
Tyler’ın yerine ben dünyada yolunda gitmeyen her şeye el atmaya hazır
hissettim kendimi, kırılan yaka düğmeleri ile nükseden temizlik takıntım, yüzlerce
dolar içerde olduğumu söyleyen bankam, bilgisayarımı açıp, DOS işletim
komutlarını karıştıran patronum ve işim. Ve, destek gruplarını benden çalan Marla
Singer.
İlk kavga bittiğinde hiçbir problem çözülmüş değildi, ama hiçbir şeyin de
önemi yoktu.

Dövüş Kulübü

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder