İnsanlarımız kültürlerinin içine tıkılıp kalmışlar ne yazık ki. Milyonlarca insan, aptalca kurallara uymak ve aptal kitlelerin peşinden gitmek zorunda hissediyor kendini. Ve hala ne yazık ki kültürden uzaklaşmayı, gelişim göstermeyi terbiyesizleşmek ve yozlaşmak olarak gören yabani insanlarla dolu etrafımız. Utanç ve tiksinti dışında paylaştığımız hiçbirşey yok malesef.
İyi buyrun, öyle olsun.
Politikacılar sizleri böyle görmek istiyor:
Eğil.
Kalk.
Eeğil.
Kalk.
Böyle birşey uğruna harcanıp gitmek ister misiniz?
Komik olan, hepimizin hayatının ana fikrinin aynı olması. Bizlere hiçbirşeyi arzulamamamız öğretilmişti. Nazik ve kederli görünmemiz, mütevazi bakış ve tavırlarımızı korumamız ve sade, alçak bir ses tonuyla konuşmamız öğretilmişti. Felsefenizin sizi nereye getirdiğine bakın. Oturmuş saçma sapan şeyleri tartışıyorsunuz. Kadınlar, mini etek, alkol, türban...
Sizin gibilerin, kontrol edilmeye ihtiyacı var. Birilerinin, sürekli tepenizde durup sizlere ne yapmanız gerektiğini söylemesine ihtiyacınız var. Tuvalete hangi ayakla girdiğinizden tutun da, suyu hangi elle içmeniz gerektiğine kadar.
Şunu göz ardı ediyorsunuz. Bu toplum giderek iyi bir hal almayacak. Sodom ve Gomore'ye olduğu gibi tanrı bizleri kaldırıp ters çevirmeyecek. Tanrı bizi asıl, inançlarımızı suistimal ederek ceplerini dolduran soytarılardan korusun. Kadınları eve tıkıp, bütün bir ömrü palavradan ibaret bir kitabı okuyarak geçirmeye zorlayan baskıcı zihniyetten korusun. Gidişatın kötü olduğu kanısına varamamanız, kendinizden bir başkasını sürekli yanlış olanı yapıyor gibi görmenizdendir. Bunlar kültürle veya birkaç ayetle yoluna konulacak şeyler değildir. Dedenizden veya ninenizden duyduğunuz efsanelerin de hiçbir halta yaradığı yok. Hadi şimdi saçma sapan şeyleri tartışmaya başlayın. Alkol damardan alınırsa caiz midir değil midir? Bekle ki içersin öbür dünyada...
İyi buyrun, öyle olsun.
Politikacılar sizleri böyle görmek istiyor:
Eğil.
Kalk.
Eeğil.
Kalk.
Böyle birşey uğruna harcanıp gitmek ister misiniz?
Komik olan, hepimizin hayatının ana fikrinin aynı olması. Bizlere hiçbirşeyi arzulamamamız öğretilmişti. Nazik ve kederli görünmemiz, mütevazi bakış ve tavırlarımızı korumamız ve sade, alçak bir ses tonuyla konuşmamız öğretilmişti. Felsefenizin sizi nereye getirdiğine bakın. Oturmuş saçma sapan şeyleri tartışıyorsunuz. Kadınlar, mini etek, alkol, türban...
Sizin gibilerin, kontrol edilmeye ihtiyacı var. Birilerinin, sürekli tepenizde durup sizlere ne yapmanız gerektiğini söylemesine ihtiyacınız var. Tuvalete hangi ayakla girdiğinizden tutun da, suyu hangi elle içmeniz gerektiğine kadar.
Şunu göz ardı ediyorsunuz. Bu toplum giderek iyi bir hal almayacak. Sodom ve Gomore'ye olduğu gibi tanrı bizleri kaldırıp ters çevirmeyecek. Tanrı bizi asıl, inançlarımızı suistimal ederek ceplerini dolduran soytarılardan korusun. Kadınları eve tıkıp, bütün bir ömrü palavradan ibaret bir kitabı okuyarak geçirmeye zorlayan baskıcı zihniyetten korusun. Gidişatın kötü olduğu kanısına varamamanız, kendinizden bir başkasını sürekli yanlış olanı yapıyor gibi görmenizdendir. Bunlar kültürle veya birkaç ayetle yoluna konulacak şeyler değildir. Dedenizden veya ninenizden duyduğunuz efsanelerin de hiçbir halta yaradığı yok. Hadi şimdi saçma sapan şeyleri tartışmaya başlayın. Alkol damardan alınırsa caiz midir değil midir? Bekle ki içersin öbür dünyada...
Korkunç ve baskıcı bir sistemin zavallı masum kurbanlarıyız hepimiz.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder